Yükleniyor...
Yazarlar :     Başlık :
Makaleler / Mehmet Emin Akyıldız
Bisiklet
Enstitünün kısa geçen ‘’kısa geçen ‘’ diyorum çünkü enstitülerin ilerlemiş sınıflarına, dönem başlangıcında bir ay olmak üzere toplam iki ay atölye stajı vardı. Yaz tatilini kasabada geçiriyordum. Artık ilkokulda ki yaz tatillerinde olduğu gibi,çarıkçı, terzi, çıraklığı da yoktu.Eh,artık büyümüştük hani! O tür işler çocuklara göreydi. Biz gençlere göre göre kasabada uygun işler olmadığı için, parasız, pulsuz geçen günleri ırmaklarda yüzerek, bostanlardan salatalık, mısır araklayarak onları ırmak kenarında yaktığımız ateşte közleyip yiyerek, avere avere dolaşıyorduk. Daha önceki senelerde, babamın sağlıklı günlerinde; Dolabın Tarla’da veya Kanlı Çayır’da bir yaz boyu iki evleklik bostanlara patates, fasulye, salatalık domates eker, onları çapalar, sular, mevsim sonu toplardık. O uğraş içinde tatilin nasıl geçtiğini anlamazdım. Halamın oğlu, benden bir hayli yaşlı belediye de Zabıta’da görev yapan Tayfur ağabeyin sabah akşam Kalı Çayır’daki bostanlarına gitmek için aldığı Alman malı ‘’Miele’’ marka bisiklete rica minnet arada binmek, kasabayı kışlalardan köprü başına, bir boydan bir boya tur atmak, benim için doyumu olmaz bir zevkti. O günlerde yine Tayfur ağabeyin yumuşar bir tarafını bulmuş, bisikleti almış, bu kez kural dışına çıkarak; Yazı Köy’den saparak, kanlı Çayır’a gidiyordum. Orta Çayır’ın başlarında Tayfur ağabeyin karısı, iki kızı ile Merzifon’dan gelen misafir kızlarına rastladım. Tenha bir yol olduğu için onlarda yaz sıcağında, çarşaflarının üst kısımlarını bellerine toplamış, genç kızlar başlarındaki yazmalarını ellerine almış, ellerinde sepetler, torbalar, gülerek, şakalaşarak yol alıyorlardı.Onlara rastlayınca durdum.Tayfur ağabeyin karısı Şükriye ablaya sapa yolda bisikletle yakalanmıştım. Aldırmadılar. Hatta Şükriye abla, misafirlerinin yorulduğunu bisikletin terkesinde Kanlı Çayır’a götürmemi söyledi. Aman ne kadar sevinmiştim. Öyle ya! Hem kusurumu görmemiş, hem de akça pakça bir genç kızı terkimde taşımama izin vermişti. Gençliğin verdiği heyecanla pedalları hızla çeviriyordum. Terkimde kıza fiyaka yapıyordum. Bir hayli açılmıştık,orta çayır bitmiş,Kanlı Çayır’a yaklaşmıştık ki bisiklet birden bire adeta frenledi.İkimizde yere yuvarlandık.Ben henüz ne olduğunu anlamamıştım.Kızı, bisikleti doğrultmuştum ki birde ne göreyim,kızın çarşafı arka göbek dişlisi ile zincir arasına iyice sıkışmış,çıkmak bilmiyor.Pedalı ters çeviriyorumolmuyor.Tekere asılıyorum,çıkmıyor.Kız adeta bisiklete yapışmıştı.Çarşafı çıkarmasını söyledim,çıkardı.Baktım olmadı,etekte sıkışmıştı,eteğide çıkarması gerekiyordu. Bu durumda yapacak bir şey yoktu. Mecburen soyundu.Belden aşağı bir kombinezon,bir kilotla kalmıştı.Yaz ortasında tir tir titriyordu.Ben mümkün olduğunca ona bakmadan, bisikleti ters çevirmiş,çarşafı, eteği göbekten kurtarmış,giyinmesi için kıza vermiştim.Arkamı dönerek giyinmesini bekledim. Kız giyindi. Tekrar bisiklete bindik. O ne! Bisikletin arka teker sallanıyor. Meğer o sıkışıklıkta göbek zincir laçkalaşmıştı,indik.Bisikleti aramıza aldık zaten yaklaştığımız Kanlı Çayır’ a gelmiştik.Şükriye Abla ve kızları da gelmiş bostanın kenarında ‘Alaçuk’ dediğimiz damın sedirinde dinleniyorduk. Aklım bisikletteydi. Onu bu durumu ile Tayfur ağabeye veremezdim. Bisikleti tamir ettirmem gerekiyordu. Şükriye ablanın akrabası Merzifonlu Şekerci Hafız’ın kızı, baba ocağında disiplin altında sıkılmış olmalı ki, bu kısa yolculukta, üstelik mahrem yerlerini görmemin verdiği yakınlıktan cesaret almış, bir hayli senli benli olmuştuk. Sedirde dizlerime yaslanıyor, ırmak kenarında gezdirmemi teklif ediyordu. Bu teklifi normal zamanda çevirmek aptallık olurdu.Aklım bisiklette onun bir an önce tamir edilip yerine teslim edilmesinde.Ne yazık ki bu teklifi atlattım.Onları damda bırakarak bisikleti yanıma alıp yürüyerek kasabaya döndüm. Bisikletin korktuğum gibi fazla bir arızası yoktu. Kısa bir onarımdan sonra sanki bir şey olmamış gibi yerine teslim ettim. Tekrar Kanlı Çayır’a kızın tekliflerini yerine getirmeye gidiyordum. Artık vakit ikindiyi epey geçmiş akşama az kalmıştı. Yolda tekrar karşılaştık. Onlarda kasabaya dönüyorlardı.Ben de onlara katıldım.Yolda ; misafir kız kulağıma eğilip ‘yazık ben yarın Merzifon’a dönüyorum demesi düşlerimi alt üst etmişti.Nice seneler o toyluğumu, elime geçen bu güzel fırsatı bir bisiklete değişmem ,anılarımda tazelendi durdu. Hey gidi gençlik… BORNOVA-1993 EMİN AKYILDIZ
Yazar Adı : Mehmet Emin Akyıldız
Eklenme Tarihi : 1312298856
Bu makale 2381 kişi tarafından okundu.
Bu Makaleye Yapılan Yorumlar
Bu Makaleye Ait Kayıtlı Yorum Bulunamadı.
Bu Makaleye Yorum Yapın
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ
Güncel Ekonomi Haberleri