Yükleniyor...
Yazarlar :     Başlık :
Makaleler / Süleyman Dönmez
18 yıl önce bir hayal kurmuştum.

    18 yıl önce bir hayal kurmuştum.

 

  Sevgili okurlarımız bu hayalimizi 1995 yılında kaleme almış 1998 yılında da dergimizde yayınlamıştık. Fakat tekrar sizlerle paylaşmak istedim. O günlerde bu hayal için kimi ‘siz delisiniz’,  Kimide ‘neden olmasın arkanızdayız’ demişti. Özü reklama dayalı olan bu hayal gerçekleşebilse emin olun şu an ilçemiz Zara belki de çok farklı bir nokta da olacaktı. Aradan geçen 18 yıl sonra bu hayalimi tekrardan sizlerle paylaşmak istedim.

 

  1995 yılında Zara Fm’de bir ay süren “sigara ve içkiye hayır adlı bir kampanya düzenlemiştik.” Bu bir ay içinde ilçe Milli Eğitim ile anlaşarak 40 öğrenci eşliğinde hazırlanan anket kağıtlarıyla tüm Zara’da anketler yaptırdık. Zara Fm’de konu ile ilgili yaptığımız programlara katılan doktorlar içki ve sigaranın Zararları ile ilgili bir çok program yaptı. Yine içki ve sigaradan Zarar görmüş insanlar canlı yayınlara katıldılar. Zara kaymakamlığının ve Zara belediyesinin desteği ile de “içki ve sigara’yı bırakma kampanyası”na istinaden canlı yayında içki ve sigarayı bırakmaya söz veren hemşerilerimize ödül olarak sigara için 5 milyon içki için 10 milyon verilecekti. Kampanya sonunda (7 kişi sigara, 5 kişi de alkolü bırakmıştı) bu bir ay buna benzer etkinlikler yoğun bir şekilde devam etmişti. Hatta o günlerde kampanya basının ilgisini çekerek konu TRT 1 ve Kanal D’nin ana haber bültenlerine konu olmuş yine bazı ulusal gazetelerde yer almıştı. O günlerde oluşan bu atmosfer beni bir hayale sürüklemişti. Bu hayalimi kağıda dökerek konuyu açtığımız insanlardan bazıları ütopik (gerçekleşmeyecek hayal) derken bazıları neden olmasın demişti. Bende bu hayalimi sizlerle paylaşmak istedim. (yazıdaki rakamlar 1995 yılına aittir..

 

   Bizler toplum olarak nedense hep başkalarından bir şeyler beklemişiz. Örneğin; İlçe dışındaki zengin hemşerilerimiz gelip bir şeyler yapsa da bizlerde faydalansak veya bir işe girme konusunda önemli mevkiye sahip birilerini bulsak da bir yakınımızı işe soksak deriz. Hatta bunun için rüşvet veya büyük ödünler vermeye de razı oluruz. Düşünün bir erkek evlenmek düşüncesi ile birikim yapmak için gurbet yollarına düşmüyor mu? Yine bir başka erkek ailesini bırakarak yıllarca zor şartlar altında çalışmak üzere evinden çok uzaklara yani gurbete gitmiyor mu? İnsanlar tüm bunları ne için yapıyor tabiî ki daha iyi şartlarda yaşamak için para kazanmak için.

 

   Yine devlet memleket için ne yapıyor konusu açılınca da atmada sırayı kimseye kaptırmıyoruz. İş yok aş yok. Hastanede hastamıza çare yok…

 

   Şöyle bir ilçemizi gezmeye çıkıp bir esnafa giriyoruz. İşler nasıl diye sormadan “piyasa tamamen ölü hele şu göçler işimizi iyice bitirdi!... buralar da durmayacaksın, zamanında gitmek vardı. “yarın çek ve senet var, bugün toptancı gelecek, Allah büyüktür bir şeyler olur. Üç aşağı beş yukarı aynı sohbetler. Yine bir kahveye giriyoruz. Maşallah işler iyi ağzına kadar adam dolu birçoğu işsiz genç. Tabiî ki henüz İstanbul veya başka bir yere çalışmaya gitmemişse. İşler nasıl diye sorarsanız ne işi zaman geçiriyoruz veya benzeri cevaplar. Peki bunun sonu nereye varacak.

 

   Yıl 1950 nüfus köylerle birlikte 45 bin, yıl 1995 aradan 45 yıl geçmiş devamlı çoğaldığımız halde nüfus 30 bine düşmüş. Peki sorun çok her geçen günde daha kötüye gidiyor. Bu kötü gidişi durdurmak için bugüne kadar bizler ne yaptık öyle ise ne yapmak lazım.

 

   Evet öyle bir proje olmalı ki Zara’nın kaderi değişmeli Zara’ya yatırımlar gelmeli işsizlik sorunu ortadan kalkmalı esnafın işi 3 veya 4 katına çıkmalı. Yine öyle bir proje olmalı ki tüm bunlar gerçekleşirken insanlara ek bir maddi yük getirmemeli. Peki sizce tüm bu hayaller nasıl başarılabilir di?

 

   İşte biz bu projeyi başarmak için bir hayal kurmuştuk… bakalım sizler ne diyeceksiniz…

 

 

  1- Hedef   2-Birlik Beraberlik ve İnanç  3-Özveri  4-Reklam

 

   Hep söyleriz İstanbul, Ankara, Bayburt, Zara bu sözü söylerken epeyde gururlanırız. İlçe dışına çıktığımızda nerelisin diye sordukların da Sivaslı değil de Zaralıyım derken epeyde övündüğümüzü anlatırız. Halbu ki Zara ile ilgili gerçekler az önce anlattığımız gibi. Peki bir proje olsa yukarıdaki 4 faktörü bir araya toplasa başarı oranı yüzde 90 lar da olsa ve Zara Türkiye de İstanbul Ankara Bayburt Zara deyimindeki gerçek yerini bulsa. Böyle bir projeye destek verir miydiniz.

 

   1 hedef; Önce bir hedef belirlenmeliydi ne olabilir bu hedef! şu ana kadar yapılan araştırmalara göre (hatta bazılarının fizibilite raporları bile hazırlanmış) a) su şişeleme fabrikası b) tekstil c) yine hali hazırda devletten teşvik almış inşaatı devam eden Zarasan şirketine ek olarak yapılacak süt fabrikası et mamulleri daha sonrada dericilik sektörü vs… Peki hedefi belirledik. Bu iş nasıl olacak.

  2- birlik beraberlik inanç ve özveri; İşte en büyük eksiğimiz bir türlü başaramadıklarımız. Birlik beraberlik inanç ve özveri, bu konu da birçok atasözümüz var bir elin nesi, iki elin sesi var. Birlikten kuvvet doğar vs.. işte projenin özü bir özverinin birlik ve beraberlikle uygulanması. Fakat birlik ve beraberlikle uygulanacak özveri öyle olmalıydı ki. Mantıklı, başarı şansı olan ve insanlara ek bir maddi yükümlülük getirmeyen bir özveri olsun. Yine birlik ve beraberlikle uygulanacak öyle bir özveri olmalıydı ki tüm Türkiye’nin hatta tüm dünyanın dikkatini Zara’ya çeksin. Ne olabilirdi bu özveri. Zara Fm’de içki ve sigara ile ilgili bir anket yapılmıştı anket rakamlarına göre 6 ay içinde Zara’da içki ve sigaraya nakit harcanan para 43 milyar (2013 rakamlarına göre 4 milyon) üstelik bu dönemde tekel karlılık açısından en kötü 6 ayını yaşamış. Öyleyse herkes memleketi, işsizleri ve esnafı için çocuklarının daha güzel, sosyal imkanları daha geniş bir Zara’da yaşaması için el ele vererek 6 ay için bir özveride bulunsa. Peki bu özveri yalnızca 6 ay için içki ve sigaraya hayır olsa. Bu altı ay içinde içki ve sigaraya verilen para bu süre zarfında bir kumbara ile birikim yapılsa ilçenin muhtelif yerlerine dev sembolik kumbaralar konulsa yalnızca içki ve sigaraya verilen para değil tüm Zara kendi imkanlarınca projeye destek verse hedefte seçilen ve kurulan yatırımlardan insanlar birikimleri kadar hisse senedi alsa hem yatırıma ortak olup hem de projenin hayata geçmesi için altyapı oluşturulsa ne dersiniz.

 

  4 reklam; Bir iş adamının yüz liram olsa 90 lirasını reklama verip 10’tl sini de yatırıma ayırırdım sözünü hepiniz duymuşsunuzdur. Para kazanan insanlar mantıksız olsa TV’lerde milyarlarca reklam parası vermezlerdi. Onun için bu projenin yüzde 90’nını ne sigarayı bırakma, ne içkiyi bırakma, nede insanların birikim yapması, en önemli kısmını reklam oluşturuyor. Hayal gücünüzü biraz zorlayın ve Zara’yı şöyle bir düşünün Zara’nın girişinde bir levha lütfen sigaralarınızı söndürün. Bu ilçede şu şu tarihlerde içki ve sigara içmek yasaktır yazıyor. Yine her tarafta dağda tepede konu ile ilgili afişler yazılar yer alırken sokaklar da ve kahvelerde sigara içilmiyor. Yine büfeler ve bakkallar içki ve sigara satmıyor. Bütün bunlar ilçenin kaderini değiştirmek için yapılıyor. Basının nasıl dikkatini çekerdi. Gazeteler haberi manşetten vermez miydi TV’ler haberlerine konu yapmaz mıydı? TV’ler Zara’ya gelerek insanlarla Zara’da bunu nasıl başaracaksınız diye röportaj yapmaz mıydı? Peki bunlar olunca neler mi olurdu. Birçok iş adamımızın dikkatini Zara’ya çekerdik.  (benim Zaralım böyle bir özveriyle memleketine yatırım yapmak gayreti içeresin de deyip iş adamlarımızı da bu yatırımıza desteklerini sağlamaz mıydık?) sonra böyle bir teşebbüsü destekleyen büyük sermaye gurupları ortaya çıkmaz mıydı? Yine devlet bu girişimi ödüllendirmez miydi?

 

   Yine sabancı koç ve ihlas gibi gruplar reklam olsun diye yapacağımız yatırıma destek vermez miydi? Yine dünyada benzeri bir uygulaması olmadığı için dünya basınının ilgisini çekmez miydik? Türkiye’de 1 aylık sigarayı bırakan bir insana 8 bin dolar veren dünya sağlık örgütü dünyaya örnek teşkil edecek bir uygulamaya nasıl bakardı? Bunlar gerçekleşmeye başlayınca dünya basınından CNN bir Anadolu kasabası bunu nasıl başarır deyip Zara’ya araştırma için gelmez miydi? Böyle olunca üretilecek ürün veya ürünlerin reklamı da kendiliğinden yapılmış olmaz mıydı? Bunlar şu an bizim hayal ettiklerimiz danıştığımız birçok kimse bunların en az yüzde 98’inin gerçekleşeceğini, başarıldığı takdirde tahmin bile edemeyeceğimiz oranda birçok gelişmelerin olabileceğini söylediler. Peki tüm bunları kazanmak yalnızca 6 aylık bir özveri değimli? Soruyoruz.. Kazanacaklarımıza değmez mi?Burada proje için de 6 ay boyunca içki ve sigara satarak geçimini sağlayan iş yerlerine kaybını telafi edecek sistem de oluşturuldu tabi. İçki ve sigarayı bırakmak oldukça zor fakat, Şu da bir gerçek Zara’da ramazanda bir ay boyunca içki yok denecek kadar az içilip gündüz hiçbir yerde sigara içiliyor mu? Hayır peki bunu başaran bizim insanlarımız değimli. Bizim insanımız bunu ne için yapıyor? Allah için peki Allahu Teala “yarın ölecekmiş gibi ahirete hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışın” demiyor mu? Peki her yıl Allah için yaptığımız bu olayı Allah’ında dediği gibi ömrümüzde bir defa Zara’da herkesin adlarının tarihe geçeceği bir kampanya için yapsak ne kaybederiz? Hiç bir şey kaybetmeyiz, hatta her gün kaybettiğimiz sağlığımızı kazanmaktan başka… Evet kaybedeceğimiz şey bu olurdu. Kazanacaklarımız mı hayali bile güzel peki mantıksız mı? Başarılamaz mı? 
öyleyse özetleyelim..

 

   1.hedef; (yapılan yatırımlarla ekonomik kazanç ve iş istihdamı) 2- birlik beraberlik ve inanç (Zaramız kendimiz ve geleceğimiz için 3-özveri; (içki ve sigaraya 6 aylık veda) 4- reklam (hiçbir para vermeden dünyada eşine az rastlanır bir reklam )   işte hepsi var.

 

   Ameliyat masasında bir hasta var sizde doktorsunuz. Bir elinizde neşter, diğer elinizde ise içki şişesi. Ya içki şişesini ameliyat bitinceye kadar bırakıp bu ameliyatı başarı ile bitireceksiniz. Ya da içki içip ameliyatı öyle yapaksınız. zaten bu güne kadar yaptığımız da bu değil miydi?

 

   Hasta ortada karar sizin.

 

 O gün ki şartlarımız ve koşullarımız gereği bu projeyi gerçekleştiremedik. Fakat bu konu o günlerde birçok insanla konuşuldu hatta o günkü Kaymakam (Selim Cebiroğlu) Belediye Başkanı (Aydın Kurt) ve ilçenin ileri gelenleri ile Zara fm deki canlı yayında konuyu geniş olarak tartıştık. Burada aldığımız sonuç uygulamak çok zor. Fakat uygulanırsa burada gerçekleşmesi öngörülen tüm hedefler hatta daha fazlası gerçekleşir fikrine varılmıştı. 
Demek ki insan isterse kendi geleceğini değiştirmesi hiç de zor değil… 

 

                                                                                                                                                                           Süleyman Dönmez

 

 

 

 

 

 

Devletten köy derneklerine mülkiyet edinmede yüzde 30 destek...

Devlet vatandaşına hizmet götürür; yol su elektriğin yanı sıra sosyal problemleri ile de ilgilenir. Belediyeler de o coğrafi bölgenin fiziki sorunlarının yanı sıra halkın sosyal problemleri ile de ilgilenir. Peki bu arada dernekler ne yapar? Hemen düşünüyorum; Hızla yok olan kültürümüzü yarınlara taşımaya çalışan, sosyal birlikteliğimizi ayakta tutmaya çalışan en etkin kurumlar onlardır. Cenaze, düğün, zor gün dostu, öğrenciye burs - kurs, köylerimizin yeniden ayağa kalması için yol, altyapı, su ve her türlü katkıyı sağlamaya çalışır. Yani hemen hemen devletin hizmetleri ile aynı. Hatta derneklerimiz aracılığıyla yapılan hizmetlerin doğru noktaya ulaşması konusunda daha hızlı ve etkin olacağı kesin.

Toplumun temelindeki insan topluluuklarına ; seçmek, seçilmek, yönetmek ve hizmet etmek gibi kavramları yaşamayı ve uygulamayı öğreten,  demokrasi eğitimi veren kurumların varlığı ve verecekleri hizmetin artması devletin üzerindeki bir takım yüklerin de kalkması anlamına gelir. Fakat derneklerin yaşaması için öncelikle sağlıklı bir mülkiyete sahip olması daha ziyade gelir getiren bir mülkiyete sahip olması gerekir.

Madem derneklerin güçlenmesi bu toplumun geleceği ve insanların birlikteliği için faydalı; öyleyse devlete şöyle bir teklif götürsek. Türkiye'deki mülkiyet sahibi olmak  isteyen köy derneklerine devlet tarafından yüzde 30 destek verilse sizce nasıl olur. Şu anda bazılarınız bunu hayal ürünü bir proje olarak nitelendirebilir. Fakat fikrini aldığımız onlarca önemli bürokrat, akademisyen, hatta bazı milletvekilleri gerekli koşullar oluşur ve ciddi  kurumsal bir yapı ile bu teklif devlete iletilir ise neden olmasın. Hatta çok da güzel olur cevabını verdiler. Önümüzdeki en büyük problem önce ilçe sonra il bazında kurumsal demokratik bir yapı ile tek ses olmak. Ondan sonra bunun gibi birçok önemli projeye sahip  olmak pek ala mümkün olabilecektir.

Haydi hayırlısı...

 

                                                                                                                                                              Süleyman Dönmez

Yazar Adı : Süleyman Dönmez
Eklenme Tarihi : 1312294539
Bu makale 8256 kişi tarafından okundu.
Bu Makaleye Yapılan Yorumlar
Bu Makaleye Ait Kayıtlı Yorum Bulunamadı.
Bu Makaleye Yorum Yapın
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız.
YAZARIN DİĞER MAKALELERİ
  • Ekli başka makale bulunamadı.
Güncel Ekonomi Haberleri